2018 ULUSLARARASI HRANT DİNK ÖDÜLÜ JURİSİ
Ai Weiwei
Ai Weiwei kendisi de ciddi sıkıntılar yaşamış bir aileden gelen sanatçı, kariyerinin ilk başlarından itibaren güncel sanatı siyasal ve kültürel eleştiri için bir araç olarak kullandı, sosyal konulara dikkat çekti. Enstalasyonları, fotoğrafları ve filmleriyle insan hakları konusunda dünyada yaşanan eşitsizliklere dikkat çekti. Özellikle ülkesi Çin’de hükümetin demokrasi ve insan hakları ihlallerine dair eleştirileri ve bu eleştirileri işlerine taşıması sebebiyle yargılandı, tutuklandı, ülkeden çıkışına engel olundu. Tüm bu engellere rağmen yaşanan sorunlara sessiz kalmadı ve sanatın farklı alanlarında susturulmaya çalışılan eşitsizliklerin sesi oldu. Provokatif sanat diliyle, insanlara ayna tutan ve farkındalık yaratan bir sanatçı oldu.
Eren Keskin
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olduktan sonra avukat olarak siyasi davalara bakmaya başladı. 1989’da üye olduğu İnsan Hakları Derneği’nde uzun yıllar yöneticilik yaptı. 1990’ların ilk yarısında, olağanüstü hal rejimiyle yönetilen, Kürt nüfusun çoğunlukta olduğu bölgelerde koruculuk, köy boşaltmalar, yargısız infazlar ve zorla kaybetmeler devlet politikası haline geldiğinde, bölgedeki insan hakkı ihlalleriyle mücadele etmek amacıyla oluşturulan heyetlerde yer aldı; bölgeye yaptığı ziyaretler sırasında sözlü ve silahlı saldırılara hedef oldu. 90’lı yıllarda hakkında 200’e yakın dava açıldı. Kadına yönelik cinsel istismar alanında da güçlü bir mücadele yürüttü. Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu’nu kurdu. 2002’de, devlet kaynaklı cinsel işkence konusunda Almanya’da yaptığı bir konuşma nedeniyle hakkında açılan davada, “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin manevi şahsiyetine hakaret ettiği” gerekçesiyle 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Yoğun baskı gören Özgür Gündem gazetesine destek kampanyası çerçevesinde, üç yıl boyunca gazetenin eş yayın yönetmenliğini yaptı.  
Albie Sachs
Albie Sachs 1935’te Güney Afrika’da doğdu. Cape Town Üniversitesi Hukuk Bölümü’nden mezun oldu ve 21 yaşında avukatlığa başladı. Ülkedeki ayrımcı Apartheid rejiminin ırkçı ve baskıcı güvenlik yasaları kapsamında suçlanan kişileri savunması nedeniyle, yargılanmadan, 168 gün hücre hapsinde tutuldu. 1966’da sürgüne gittiği İngiltere’de, Sussex Üniversitesi’nden, Apartheid’ın hukuk sistemine ilişkin teziyle doktora derecesi aldı ve dersler verdi. 1988’de, hukuk profesörü olarak görev yaptığı Mozambik’in başkenti Maputo’da, Güney Afrika güvenlik ajanları tarafından arabasına yerleştirilen bir bombanın patlamasıyla bir kolunu ve bir gözünü kaybetti. Kendini, demokratik bir Güney Afrika anayasası hazırlama çalışmalarına adadı ve 1990’da ülkesine döndü. Afrika Ulusal Kongresi’nde, Güney Afrika’da anayasal bir demokratik düzenin kurulması için yapılan müzakerelerde aktif rol aldı. 1994’te yapılan ilk demokratik seçimlerden sonra Anayasa Mahkemesi’nde 15 yıl görev yaparak, ülkenin adalet sistemine insan haklarının yerleştirilmesinde öncü rol oynadı. İnsan hakları ve adalet alanında yaptığı çalışmalar ve kitaplarıyla birçok ödüle layık görüldü.
    |