2019 ULUSLARARASI HRANT DİNK ÖDÜLÜ JURİSİ
Mwatana İnsan Hakları Örgütü
Mwatana İnsan Hakları Örgütü, Yemen’de insan haklarını savunmak ve korumak amacıyla, 2013 yılında, Radya el-Mutavakel ve Abdulraşid el-Fakih tarafından kuruldu. Hava, kara ve deniz limanlarının kapatılmış olması nedeniyle insani yardımın yanı sıra gıda, ilaç ve yakıt gibi hayati ürünlerin sivillere ulaştırılmasında büyük güçlükler yaşanırken, bir yandan da zorla kaybetmeler, keyfî tutuklamalar, hak savunucularının baskı altına alınması gibi insan hakları ihlallerinin yoğun şekilde sürdüğü ülkede bu ihlalleri tespit edip durdurmak ve bu alanda doğru ve tarafsız bilgi üretmek üzere, genç kadın ve erkeklerden oluşan, bağımsız bir çalışma ekibiyle saha ziyaretleri ve araştırmaları, izleme ve belgeleme çalışmaları yapıyor. Topladığı veriler ışığında, uluslararası insan hakları hukuku değerlerine uyumlu yasal değerlendirmeler yapıyor; bunların kabul edilmesi ve uygulanması için lobi faaliyetleri yürütüyor.

İnsan hakkı ihlali mağdurlarına destek olurken, sorumluların tespit edilip adaletin sağlanması ve bu ihlallerin tekrarlanmasını önlemeye dönük mevzuat ve politikalar geliştirilmesi yönünde çaba gösteriyor. Filmler, broşürler ve sosyal medya aracılığıyla, kamuoyunu haklar konusunda bilinçlendirmek; insan hakları alanında uzmanlar yetiştirmek için çalışmalar yapıyor. Yemen’de olup bitenlerin uluslararası kamuoyuna aktarılmasında çok önemli bir rol oynuyor.

Eylül 2014’te, Yemenli silahlı grup Husilerin başkent San’a’yı ele geçirip ülkenin en büyük ikinci şehri olan Aden’e doğru ilerlemeleriyle ve buna karşılık olarak Suudi Arabistan’ın liderliğindeki bir uluslararası koalisyonun Mart 2015’te Husi güçlerine yönelik hava saldırılarıyla fitili ateşlenen ve halen devam eden silahlı çatışmalarda yaşanan insan hakları ihlallerini belgelerle ortaya koydu. Birleşmiş Milletler’in “dünyadaki en kötü insani kriz” olarak tanımladığı iç savaşta, ABD ve Suudi Arabistan’ın öncülüğündeki güçler ile Husilerin saldırılarında binlerce sivilin, özellikle kadınlar ve çocukların öldürüldüğünü, birçoklarının yaralandığını; hastaneler, evler, parklar, pazar yerleri ve okulların tahrip olduğunu belgeleyip dünya kamuoyuna duyurdu. Yemen’in Eylül 1998’de onayladığı Ottawa Sözleşmesi çerçevesinde, Husi güçlerinin kara mayınları kullanmaya son vermesini, mayınların bulunduğu yerlerin belirlenmesini, depolardaki mayınların imha edilmesini, gömülü olanların temizlenmesini ve mayın kurbanlarına tazminat ödenmesini talep ediyor ve bu yönde çalışıyor. Görev başındayken kaybedilen ve keyfî olarak gözaltına alınan gazetecilerin durumuna dair araştırmalar ve belgeleme çalışmaları yürütüyor. Hazırladığı raporlar, Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü tarafından referans alınıyor.

Yemen’de yeni gelişmekte olan sivil toplum kuruluşlarının, 2011’de başlayan siyasi kutuplaşma içinde sesinin kısıldığı; 2014’te başkent Sana’a’nın Husiler tarafından ele geçirilmesi ve Mart 2015’te Suudilerin önderliğindeki koalisyon güçlerinin askerî müdahalesiyle bağımsızlıklarını kaybettiği; çatışma halindeki tarafların sosyal medya ve kendi özel ağları aracılığıyla, bağımsız insan hakları örgütlerine karşı karalama kampanyası yürüterek halkta onlara karşı önyargı yarattığı bir dönemde çalışmalarını aralıksız sürdürdü. Seyahat hakkının da kısıtlandığı bu ortamda, sosyal medyayı daha aktif kullanarak, ülkedeki insan hakları ihlalleri raporlarını kamuoyuyla paylaşmaya devam etti, ediyor.
Murat Çelikkan
Murat Çelikkan, 1957’de Ankara’da doğdu. Orta Doğu Teknik Üniversitesi İşletme Bölümü’nde okudu. 1978’de sosyalist faaliyetleri nedeniyle, 1980’de ise darbenin ardından tüm muhalif kesimleri hedef alan operasyonlar kapsamında iki kez cezaevine girdi. İki davadan da beraat etti.

1979 yılında Demokrat gazetesinde başladığı gazetecilik hayatına 1983’ten itibaren Nokta dergisinde devam etti. 1980 askerî darbesinin toplumda yarattığı ağır tahribatın onarılması için çalışmalar yapan İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) kurucu üyeleri arasında yer aldı. Derneğin İstanbul şubesinde cezaevi koşulları, ifade ve örgütlenme özgürlüğü, işkence suçları üzerine çalıştı ve raporlar hazırladı.

1990’da, işkence mağdurlarına destek olmak amacıyla kurulan Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nı (TİHV) yurtdışındaki toplantılarda temsil etmeye başladı; Türkiye’de insan haklarının durumu üzerine konuşmalar yaptı. Aynı yıl bir grup aydın, yazar, siyasetçi, gazeteci ve aktivistle beraber temel hak ve özgürlükler, barış, demokrasi, çoğulculuk alanlarında çalışan Helsinki Yurttaşlar Derneği’nin (bugünkü adıyla Yurttaşlık Derneği) kuruluşuna katıldı. Burada uzun yıllar yönetim kurulu üyeliği yaptı. Türkiye’de sivil toplum alanında mülteciler konusunda yürütülen ilk çalışma olan ve bugün faaliyetlerine Mülteci Hakları Merkezi adında bağımsız bir kurum olarak devam eden ‘Mülteciler için Hukuki Destek Programı’nın kurucularından oldu. 1995 yılında, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi’nin kurucu kadrosunda yer aldı. Uzun yıllar, birçok dergi ve gazetede muhabirlik, editörlük, haber ve yazı işleri müdürlüğü, köşe yazarlığı ve yayın yönetmenliği yaptı. İnsan hakları, demokrasi, toplumsal mücadeleler, Kürt meselesi, aidiyetler ve özgürlükler üzerine yazılar yazdı; üniversitelerde ve çeşitli girişimlerde gazetecilik üzerine dersler ve seminerler verdi. Toplumsal Araştırmalar ve Kültür Sanat İçin Vakıf, Barış Meclisi ve Barış Vakfı’nın kuruluşuna ve çalışmalarına katıldı.

2000’li yılların başından itibaren Kürt sorunu, barış ve geçmişle yüzleşme konularına odaklanan çalışmalar yaptı. 2011’de bir grup aktivistle beraber, çatışma dönemlerinde ve otoriter yönetimler altında yaşanan hak ihlallerinin açığa çıkarılmasını ve söz konusu geçmişle ‘geçiş dönemi adaleti’ perspektifiyle hesaplaşılmasına katkıda bulunmayı hedefleyen, hak ihlallerine uğramış grupların adalete erişiminin sağlanmasına yönelik hukuki çalışmalar yapan Hakikat Adalet Hafıza Merkezi’ni kurdu. Merkezin eş direktörü ve iletişim programının yöneticisi olarak, Kürt meselesiyle bağlantılı insan hakkı ihlallerinin ve ‘zorla kaybetme’ suçunun tanınmasına, bu konularda toplumsal hafızanın güçlenmesine yönelik çalışmalar yaptı.

Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Özgür Gündem gazetesinin başlattığı kampanyaya destek vererek, 28 Mayıs 2016’da, bir günlüğüne nöbetçi genel yayın yönetmeni olduğu için, 16 Mayıs 2017’de 18 ay hapse mahkûm edildi. 14 Ağustos’ta teslim olduğu Kırklareli E Tipi Kapalı Cezaevi’nden, denetimli serbestlik hakkıyla, 21 Ekim 2017’de çıktı. 2018’de, merkezi Stockholm’de bulunan Civil Rights Defenders [Yurttaşlık Hakları Savunucuları] adlı kuruluşun insan hakları ödülüne layık görüldü.  
Albie Sachs
Albie Sachs 1935’te Güney Afrika’da doğdu. Cape Town Üniversitesi Hukuk Bölümü’nden mezun oldu ve 21 yaşında avukatlığa başladı. Ülkedeki ayrımcı Apartheid rejiminin ırkçı ve baskıcı güvenlik yasaları kapsamında suçlanan kişileri savunması nedeniyle, yargılanmadan, 168 gün hücre hapsinde tutuldu. 1966’da sürgüne gittiği İngiltere’de, Sussex Üniversitesi’nden, Apartheid’ın hukuk sistemine ilişkin teziyle doktora derecesi aldı ve dersler verdi. 1988’de, hukuk profesörü olarak görev yaptığı Mozambik’in başkenti Maputo’da, Güney Afrika güvenlik ajanları tarafından arabasına yerleştirilen bir bombanın patlamasıyla bir kolunu ve bir gözünü kaybetti. Kendini, demokratik bir Güney Afrika anayasası hazırlama çalışmalarına adadı ve 1990’da ülkesine döndü. Afrika Ulusal Kongresi’nde, Güney Afrika’da anayasal bir demokratik düzenin kurulması için yapılan müzakerelerde aktif rol aldı. 1994’te yapılan ilk demokratik seçimlerden sonra Anayasa Mahkemesi’nde 15 yıl görev yaparak, ülkenin adalet sistemine insan haklarının yerleştirilmesinde öncü rol oynadı. İnsan hakları ve adalet alanında yaptığı çalışmalar ve kitaplarıyla birçok ödüle layık görüldü.
    |